Karakter Boyutu A A A
Ramazan adetleri
20 Ocak 2011 Perşembe 23:44

Eskiden ramazan başka bir heyecanla beklenir insanlar üzerinde ayrı bir hava yaratırdı. İşte o bambaşka ramazanlara sihrini veren unutulmuş adetler;

Eskiden sofralar alçak iskemleler üzerine konmuş sarı veya bakır siniler konuşmak suretiyle hazırlanırdı. Etrafına minderler dizilir, ezana birkaç dakika kala sinin çevresine bir halka oluşturarak oturulurdu. Bu dakikadan itibaren sofranın muazzam görüntüsü ve ortaya yayılan nefis yemek kokularıyla ister istemez bir imrenme duygusu yaratır ve o bir iki dakika oldukça sabır isterdi. Top atılmasıyla yemeklere hücum başlardı.

 

Oruç iftariyeliklerle açılırdı

Damak lezzetine hitap edecek tüm iftariyelikler ayrı ayrı yerlerden alınır çeşit çeşit peynirler, siyah ve yeşil zeytinler farklı kaplarda gelen rengarenk mis kokulu reçeller, pastırma, hurma.ve ekmek yerine bir Ramazan klasiği olan pide iftariyeliklerin olmazsa olmazlarındandı.

 

Çorbasız iftar sofrası olmazdı

 

Çorba, iftar sofrasının vazgeçilmez bölümüydü. Bir dönemde hindi derisinden yapılan işkembe çorbası meşhurdu. Herkes bu çorbadan sofralarında bulundurmak isterdi. Çorbalar bittikten sonra et, sebze, balık yemekleri sunulurdu. Ramazanın baş tatlısı olan güllaç ve bunun gibi pek çok tatlı ana yemeklerden sonra afiyetle yenirdi.

 

Yemeğin sonunda..

 

Yemeğin sonunda da elmastıraş kâseler içindeki hoşaflar tepsilere konur, etrafında küçük kâseler dizerek sofraya getirilirdi.

 

İftardan sonraki nargile, çubuk veya kahve ile iftar keyfi tamamlanırdı..

Kahveler içildikten sonra sıra teravih namazını beklemeye gelirdi. Fuzuli’den başlayıp, dini konulara kadar uzanan sohbetlerle.. Sohbet belki de imsak zamanına dek uzar giderdi eğer iftar sofrasında misafirler varsa..İmsak zamanı yaklaşırken gözler süzülmeye başladıktan sonra uzaktan davulun sesi duyulurdu. İftar sofrasının özelliği buydu. İftar topu ile

 Başlayan ve imsak saatine kadar uzanan süre içinde yaşanan sıcak dostluklar oluşurdu..

 

Ramazan gecelerinin eğlencesi: Orta oyunu

 

Kavuklusuyla, pişekarıyla, davul ve zurnanın coşkulu sessiyle, lavanta kokularıyla orta oyunu, bir başka âlemdi.

 

Ramazan davulu

 

Eski ramazan davulcuları hem özel, hem de güzeldi. Öyle palavra laflar değil, en güzel maniler okunurdu. Hem davulun, hem de davulcunun sesi kulağa hoş gelirdi. Bunun yanında ramazan çalmak bir sevap ve gönül işiydi.
 
Araştırma :Faruk Çak

1495 defa okundu...
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Fark Haber
Telefon: 02165179056
Eposta: farkhaber@hotmail.com