Karakter Boyutu A A A
Unutulan adetlerimiz
20 Ocak 2011 Perşembe 22:09

Birdir bir,mani atışmaları,tura oyunu,yağmur duası

YAĞMUR DUASI:

GÖDE GÖDE MEKEREK

GÖKTEN IRAHMET GEREK

TARLADA ÇAMUR

TEKNEDE HAMUR

VER ALLAH'IM VER

SİCİM GİBİ YAĞMUR

 

 

Şimdiki çocuklar unuttular bu tekerlemeyi daha pek çok güzel şeyleri unuttukları gibi. Çelik çomak oynayan çocuk kalmadı. Çeşit çeşit çizgi oyunları, gazoz kapakları ile oynadığımız oyunlar, saklambaçlar.... hepsi birer birer tarihe karıştı. Varsa yoksa televizyon, çizgi filmler, He-Man'ler Voltran'lar , İnek Şaban'lar, vurdulu kırdılı filmler …

İlkbahar aylarının kurak gittiği yıllarda , büyüklerin de teşvikiyle yağmur duasına çıkılırdı. Mahallenin 6-15 yaş arası bütün çocukları katılırdı yağmur duasına. Çocuklar arasında “göde göde mekerek” tir oyunun adı. Göde göde mekerek oynamak için mahallenin bütün çocukları toplanırlar. Ellerinde 1-1,5 metre uzunluğunda sopa, sopanın ucunda da çaput bağlıdır. O sopaların ve ucundaki çaputların niye bağlandığını kimse bilmez. Ama oyun öyle başlar. Sıra ile mahallenin bütün evleri gezilir. Her evin önüne gelince bildiğimiz tekerleme söylenir:

Göde göde mekerek

Gökten ırahmet gerek

Tarlada çamur

Teknede hamur

Ver Allah'ım ver

Sicim gibi yağmur

Evin hanımı sesleri duyunca dışarı çıkıp; pirinç.bulgur, tereyağı, yumurta gibi yiyecekler verir. Dualarının kabul olması dileğiyle, sopanın ucundaki çaputun üzerine bir tas su serper.

Mahallenin bütün evleri tek tek gezilir. Hiçbir evden boş çevrilmezler. Artık torbalar dolmuştur. Sıra toplanan yiyeceklerin yenmesine gelmiştir. Yemekleri pişirecek birini bulmak gerekir. Bu iş için her mahallenin bir Fatma Anası, Hatice Teyzesi vardır. Çocuklar topladıkları yiyecekleri getirirler Fatma Ana'larına. Yemekler pişer, çocuklar büyük bir iş yapmanın verdiği hazla çalakaşık girişirler pilava. Bu duyguyu kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Mutlaka yaşamak gerekir.

Darısı şimdiki çocukların başına.

TURA OYUNU:

Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinde mahalle aralarında “bayram yeri” diye bilinen boş arsalarda oynanırdı. Mahallenin gençleri kız erkek karışık olarak bayram yerlerinde toplanırlardı. Nişanlı veya evli olanlar bu oyuna alınmazlardı.

Tura; ucu düğümlenmiş büyükçe bir mendil veya bez parçasıdır. İlkokul çocuklarının “yağ satarım, bal satarım” oynadığı gibi gençler karışık halka olurlar ve yere çömelirler. Ebe olan elinde tura, halkanın etrafında dolanmaya başlar. Ebe erkekse kızların kız ise erkeklerden birinin arkasına turayı koyar, koyduğunu gizleyerek halkanın etrafında bir kez dolanır. Turayı kapıp koyduğu kişinin sırtına vurmaya çalışır. Oturan kişi turayı önceden fark ederse alıp ebenin peşinden koşar. Ebe de kalkan kişinin yerine oturur. Oyun bu şekilde devam eder.

Kızların ilkokuldan sonra okula gönderilmediği, haberleşme araçlarının bu kadar yaygın olmadığı yıllarda bu oyun bayram günlerinin vazgeçilmez oyunu idi. Oynayandan çok seyredenin bulunduğu bayram yerleri tıklım tıklım dolardı. Gençler bayramlıklarını giymiş vaziyette gelirlerdi bayram yerine. Bayram günleri dışında genç kız ve erkeklerin birbirlerini görmeleri pek mümkün değildi. Evlerdeki yoğun iş temposuna bayram nedeniyle ara verildiğinde, normal zamanda kızlarının evden dışarı çıkmasına izin vermeyen aileler bayram günlerinde biraz daha hoşgörülü davranır, kızlarının bayram yerine gitmesine izin verirlerdi. Gençlerin ilk bakışmaları, tanışmaları buralarda olurdu. Evliliğin temelleri buralarda atılırdı. Bir ihtiyacın karşılanması bakımından ortaya çıkan bu adet 70'li yılların sonuna kadar devam etmiş, takip eden yıllarda çeşitli nedenlerin etkisiyle ortadan kalkmıştır.

ÇINGIRŞAK:

Boş bir arsanın ortasına 1-1,5 m. uzunluğunda, 20-25 cm. kalınlığında ucu koni biçiminde sivriltilmiş bir ağaç dikilir. 7-8 m. uzunluğunda sağlam bir ağacın tam ortası koni biçiminde ağacın gireceği şekilde oyulur ve dikilen ağacın üzerine konur, tepesine de dönerken gıcırdaması için kömür tozu sürülür. Oyun için gerekli düzenek hazırlanmıştır.

Bu oyun iki kişiliktir. İki kişi ağacın uç taraflarına karınlarının üstüne eğilerek binerler. Biri yükseldikçe diğeri alçalarak döner. Yorulanın yerine bir başkası biner ve bu oyun bu şekilde devam eder.

Bu oyunu Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinde, 18-25 yaş arasındaki gençler oynarlardı. Şimdi mahalle aralarında ne çıngırşak kaldı, ne de çıngırşağa binen genç.

MANİ ATIŞMALARI-1:

Türküler, maniler, oyunlar, örf ve adetler bir yörenin folklorunun en önemli unsurlarıdır. Kargı'mızın da yakın geçmişini araştıracak olursak folklor yönünden ne kadar zengin olduğunu görürüz.

Maniler genellikle kadınlarımızın toplu olarak çalıştıkları zaman söylenir.Bilhassa çeltik otu alırken söylenenleri pek meşhurdur.

Çeltik tarlasında ot alırken, tarla sahibi kaşlarda gezinir bir kolay gelsin demek için. Bu sırada çalışan kadınlardan yaşlıca olanı:

 

Çayıra çaktım kazık,

Hani yanında azık,

Bize bahşiş vermezsen,

Ağalığına yazık.

 

diyerek şöyle bir dokundurur, tarla sahibine. Adettendir, tarla sahibi boş gelmez ırgatların yanına. Şeker, lokum helva türünden yiyecekler getirir. Arkasından bir başkası söz alır:

Bahçeden gül yolarım,

Kalbur kalbur bölerim,

Eğer şeker vermezsen,

Çeltiğini yolarım.

 

Artık tarla sahibi ısrarlara dayanamaz, yanında getirdiği yiyecekleri dağıtır, sigarasını yakar, bele dayanarak kaşa çömelir. Aslında biraz da kimin iyi ot alıp almadığını kontrol etmektir amacı. Sağa sola bakınır gibi yapar, göz ucuyla da ırgatları süzer. Ama kadınlar olayı sezerler, hemen biri söz alır:

 

Akpınar'ın başına ,

Sabun koydum taşına,

Ne orada duruyon,

……… kel başına.

 

der. Tarla sahibi uzaklaşmak zorunda kalır.

Öğle ezanı okununca mola verilir, yemekler yenir, namazlar kılınır, biraz istirahat edildikten sonra tekrar ot alınmaya başlanır.

Artık ikindi ezanı okunmuş, gün devrilmiştir. Tarla sahibi tarlanın durumunu öğrenmek için tekrar gelir. Omzunda bel, tarlanın dört bir tarafını dolanır. Sabahtan akşama kadar iki büklüm çalışmanın verdiği yorgunlukla ırgatlar arasında sızlanmalar başlamıştır. Tarla sahibi “Bir çıkım daha çıkalım, yarına kalmasın” der. Kadınlardan biri güçlükle doğrularak elini beline dayar:

Kayalar gölgelendi,

Ağamız öfkelendi,

Öfkelenme be ağa,

Paydos zamanı geldi.

der, önlerindeki çıkımı çıkar ve işi bırakırlar.

 

 

MANİ ATIŞMALARI-2:

Maniler tarlada çalışırken söylenildiği gibi evlerde yapılan toplantılarda da söylenir. Ekmek açan, ekmek pişiren, yayık çalkayan, dibek döğen, çıkrık eğiren kızlar bir araya gelince hep birlikte karşılıklı mani söylerler. Herkes işiyle meşgul olurken, birinin bir yerlerden başlaması gerekir;

Yayık çalkayan kız Elini beline dayar)”Haydin kızlar... Ölü toprağı mı serpildi üzerinize? Canlanın biraz”

Ata binen ağadır

Atın yönü dağadır

Ne orada duruyon

Bu maniler sanadır

diyerek maniyi ortaya söyler.

Çıkrık eğiren kız : Başkasına seslendim

O bana ses vermiyo

Yayık yaymayı bilmez

Kendine süs veriyo

diyerek cevap verir.Ortalık kızışmaya başlamıştır.

 

Ekmek açan kız-1: Kimden öğrendin gülüm

Sen ekmeği yapmayı

Anandan öğren de gel

Kızım sac kapamayı

 

Ekmek pişiren kız: Odun vurdum ocağa

Bıdağından yanmıyo

Ne kadar kibar olsan

Seni madam almıyo

 

Ekmek açan kız-2: Bugün suratın eğri

Niçin yüzün gülmüyo

Bakın çehresiz kıza

Çıkrığı bilemiyo

 

Çıkrık eğiren kız: Su gelir akmayınan

Kenarın yıkmayınan

Çirkin güzelleşir mi

Çok altun takmayınan

 

 

Yayık çalkayan kız : Kızım kimden öğrendin

Sen kendini övmeyi

Daha öğrenmemişsin

Sen o dibek dövmeyi

 

Dibek döğen kız : Sana diyorum sana

Sen de dön bir bak bana

Kız kaşların pek çirkin

Bir aynaya baksana

 

Ekmek açan kız-1: Pilav pişirdim pilav

Gel yede bak aş gibi

Gözlerin güzel ama

Birazcık şaşı gibi

 

 

Ekmek pişiren kız: Okula gidemiyon

Gülmeyi bilemiyon

Saçın çok güzel ama

Örmeyi bilemiyon

 

Dibek döğen kız: Leblebi koydum tasa

Aldı beni bir husa

Kendine süs veriyo

Halbuki boyu kısa

 

Ekmek açan kız-2: Suları akışmıyo

Yüzüne bakışmıyo

Hiç giyme sen elbise

Boyuna yakışmıyo

 

Ekmek açan kız-1: Tavanlarda gezemez

Kiremidi ezemez

Toplamış bamiyeyi

İğneyinen dizemez

 

 

Ekmek açan kız-2: Kalk gidelim mantara

Saçlarını yan tara

Şişmanlamışsın yavrum

Şehirde dura dura

 

Dibek döğen kız: Manileri atarım

Yüreğini yakarım

Eski çarık ipini

Boğazına takarım

 

Çıkrık eğiren kız: Manileri atarsın

Yüreğimi yakarsın

Ben sana ne yaptım

Öyle yan yan bakarsın

 

Yayıkçı çalkayan kız : Ava gidersin ava

Tüfeğe koy saçmayı

Anandan öğren de gel

Kız sen ekmek açmayı

 

Bu atışmalar böyle sürer gider. Herkes eteğindeki taşı döker. İş bitmeye yakın sonucun tatlıya bağlanması gerekir.

Hep birlikte: Elif dedim be dedim

Elmayı soy, ye dedim

Darılmayasın kardaş

Ben sana şaka dedim.

denir. Manilerin son iki mısrası iki defa söylenir.

 

A GIZIM :

 

A gızım gızım gel iki gözüm

Seni Ali istiyomuş veyin mi gızım

Oğlan......... varumun gızım

 

Ay anam anam ben vaman ona

Onun gözel nışanlusu va gıyaman ona

Oğlan ........ gıyaman ona

 

A gızım gızım gel iki gözüm

Seni Ahmet istiyomuş veyin mi gızım

Oğlan .... varumun gızım.

 

Ay anam anam ben vaman ona

Onun iki garısı varımış ben vaman ona

Oğlan.... ben vaman ona

 

A gızım gızım gel iki gözüm

Seni Osman istiyomuş veyin mi gızım

Oğlan veyin mi gızım

 

Ay anam anam ben vaman ona

O her akşam ırakı içiyomuş ben vaman ona

Oğlan......... ben vaman ona

 

A gızım gızım gel iki gözüm

Seni Memet istiyomuş veyin mi gızım

Oğlan ........varumun gızım

 

Ay anam anam ben varun ona

Onun bubası zenginimiş ben varun ona

Oğlan............... ben varun ona

El el üstüne gol gol üstüne

Boydan aşağı altun etsin can baş üstüne

Oğlan can baş üstüne.

 

“A gızım” türküsü söylenirken, kadınlı erkekli gruplar toplanırlar. Karşılıklı dizilirler. Türküyü söylerken de sağa sola yaylanırlar. Bu türkünün sonu yoktur. Orada bulunan erkeklerin tamamının ismi türküde geçer, bilinen meslek grupları söylenir. Mesela, “seni ormancı istiyomuş, veya seni subay istiyomuş varumun(varır mısın) gızım” şeklinde. Kızın gönlü varsa “saray gibi ev” veya “ boydan aşağı altın” isteyip, varacağını söyler. Gönlü yoksa ona göre mazeret uydurup varmayacağını söyler. Bu şekilde saatlerce sürer. Eskiden bir yerde “a gızım” oynanınca Kargı'nın her tarafından duyulur, duyanlar da koşa koşa gelirlermiş.

 

BİRDİR BİR:

70 yaşının üzerindekiler anlatıyor. Kadınlı erkekli gruplar toplanıp uzun sokakta (şimdiki Boyacılar Caddesi) birdirbir oynarlarmış. Bazen bu oyun Hamam Sokağı'ndan geçerek çayıra kadar sürermiş. Katılanların tamamı çayırda toplandıktan sonra sohbet ederek geri gelirlermiş. Bazen de, doğuda “Zeynep Kadın Suyu”na, batıda Kanlıtaş'a kadar gidip gelinirmiş. Kadın erkek karışık bir şekilde, hem de gece vakti böyle bir oyun oynarken “Aklınıza bir şey gelmez miydi veya art niyetli düşünenler olmaz mıydı?” diye sorduğumuzda, herkesten aynı cevabı aldık. “Kesinlikle kimsenin aklına böyle bir şey gelmezdi” dediler


1512 defa okundu...
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Fark Haber
Telefon: 02165179056
Eposta: farkhaber@hotmail.com