
Mahkeme 'Andıç ne zaman başladı' diye sordu, Genelkurmay cevap verdi. 13. Ağır Ceza, Genelkurmay’a andıç siteleri çalışmasının nereye dayandığını sordu. Genelkurmaydan, en eski resmi belgenin Başbuğ’un Genelkurmay 2. Başkanlığı yaptığı döneme ait olduğu cevabı geldi.
Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un “şüpheli”si olduğu “İnternet Andıcı” soruşturması devam ederken, davaya bakan mahkemede önemli gelişmeler yaşandı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Genelkurmay Başkanlığı’na bir dizi müzekkere yazarak İnternet Andıcı belgesine dair Genelkurmay arşivinde yer alan tüm eski tarihli belgeleri istedi. Mahkeme ayrıca, sanık eski Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’ın atandığı günlerde sitelerle ilgili verilen brifing kayıtlarını da talep etti.
İmha edilen belgeler brifingte çıktı
Genelkurmay yazısında, Andıç ve Demokrasiye Müdahale Planlarını hazırladığı idida edilen Bilgi Destek Daire Başkanlığı’nın 27 Ağustos 2009’dan itibaren Genelkurmay Harekat Başkanlığı bünyesinden çıkarılarak Genelkurmay Genel Sekreterliği’ne bağlandığı, 11 Ağustos 2010’dan itibarense tamamen lağvedildiği, bu sırada birime ait tüm belgelerinin de imha edildiği belirtildi. Ancak, ‘Bilgi Destek Daire’si belgeleri imha edilmiş olsa da, bu birimin yürüttüğü faliyetler, diğer konularda yapılan yazışmalarda bulundu. Genelkurmay’dan gönderilen 16 Aralık 2011 tarihli yazıda, Iğsız’a 22 ve 28 Ağustos 2008’de devir teslim sırasında ‘andıç’ konusunda brifing verildiği ancak kayıtlara rastlanılmadığı bildirildi. Yazıda, “Gnkur. II. Başkanını bilgilendirmek maksadiyla Devir-Teslim Muhtırasının hazırlandığı, Karargah Başkanlıklarının kendi sorumluluk alanlarındaki konuları hazırladıkları ve bilgilerin Devir-Teslim Muhtırası dosyasında birleştirildiği, sitelerle ile ilgili bilgilerin, Harekat Başkanlığınca hazırlanan ve 2008 yılı Gnkur. II. Başkanı Devir-Teslim Muhtırasına dahil edilmek üzere Genel Sekreterliğe gönderilen yazının EK’inde yer aldığı” ifadelerine yer verildi.
‘Karşı propaganda faaliyeti’
Mahkeme, bir başka müzekkeresinde Genelkurmay Karargah’ında sitelerle ilgili yapılan çalışmaların nereye dayandığını sordu. Genelkurmay’dan verilen cevapta, İnternet Andıcı belgesindeki “kara propaganda” internet sitelerinin İlker Başbuğ’un 2003-2005 tarihleri arasında Genelkurmay 2. Başkanı olduğu dönemleri arasında, 2004 tarihinde olduğunu söyledi. Genelkurmay’dan gelen yazıda, şu ifadeler yer aldı: “Yapılan araştırmalarda tespit edilebilen en eski tarihli resmi belge olarak 19 Ağustos 2004 tarihli Devir Teslim Muhtırası’na ulaşılmış olup, bu belgede ‘Psk.Hrk.D.Bşk.lığı bünyesinde kurulan İnternet Bilgi Değerlendirme Merkezi’nde Türkiye aleyhtarı propagandayı etkisizleştirmek, karşı propaganda faaliyetlerini yürütmek, Türkiye’nin tezlerini destekleyici veriler sağlamak ve kamuoyu olusturmak maksadıyla web siteleri hazırlanmıştır’ ifadesinin yer aldığı belirlenmiştir.”
Astlarının hiyerarşi vurgusu ve deliller harekete geçirdi
İnternet andıcı soruşturması kapsamında tutuklanan Başbuğ, dünyanın en büyük ordularından birinin komutanı olduğunu terör örgütü yöneticiliğinden tutuklanmasını “trajikomik” olarak değerlendirmişti. Oysa astlarının tutuklandığı internet andıcı iddianamesinde suçun “hiyerarşik yapı” içinde işlendiği açıkça yer aldı. Başbuğ’un tutuklanma süreci özellikle “meçhul subay” olarak bilinen ihbar mektuplarının basında yer alması sonrasında gelen ihbarlar ile başladı. Bunun sonrasında dönemin Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu 6 Kasım 2009’da yapılan basını bilgilendirme toplantısında sitelerin varlığını kabul etti. Çubuklu, “TSK’nın, Başbakanlığın ilgili plan ve direktifleri çerçevesinde irtica ve bölücü tehdit unsurlarını izlemek üzere kurulmuş, işletilmiş internet siteleri bulunmaktadır” demişti. İnternet andıcında Başbuğ’un ismi olmadığı için hakkında ilk etapta dava açılmadı. Ancak, Dursun Çiçek, Hasan Iğsız başta olmak üzere bazı sanıklar ısrarla İlker Başbuğ’un da bu sitelerden haberi olduğunu ifade etti. Bu şikayetler üzerine Başbuğ da hakim karşına çıktı.
Kağıt parçalarının karargahta imhası tam 4 gün sürdü
İlker Başbuğ’un kamuoyuna “kağıt parçası” dediği belgeleri imha ettirmek için büyük kırpma makinesi aldığı ve karargahta günlerce imha işlemi yürütüldüğü Genelkurmay Askeri Savcısı Yavuz Şentürk tarafından da tespit edildi. Şentürk’ün, Dursun Çiçek için hazırladığı iddianamede tanık ve şüpheli ifadelerine de yer verildi. İddianamede, İrtica ile Mücadele belgesi ile ilgili haberden sonra Genelkurmay Başkanlığı’nda 75 bilgisayarda geri dönüşü olmayacak şekilde silme işlemi yapıldığı ve resmi evrakların imha edildiği anlatıldı. Bu işlemin karargahta 4 gün boyunca sürdüğü açıkça yer aldı.
Çiçek sabahlara kadar çalıştı
Askeri yargının iddianamesinde de delil karartma anlamı çıkarılabilecek işlemler tek tek yer aldı. Tanık ifadeleriyle bu iddia güçlendirildi. Tanık İs. Er Cüneyt Alkan, ifadesinde, firari sanık eski Bilgi Destek Daire Başkanı Tuğ. Mustafa Bakıcı’nın habercisi olduğunu belirterek, 12 Haziran 2009’da günlük olarak bazı belgelerin kırpıldığını, Albay Cemal Gökçeoğlu’nun kırpma işlemiyle ilgili olarak sivilde konuşmaması yönünde uyarıldığını ifade etti. İmhada görev alan Yakup Astsubay adlı kişinin kendisini “Burada yaşadıklarını, Dursun Albay’ın tahliye olduktan sonra buraya geldiğini, sabaha kadar çalışıldığını kimseye anlatma” diye uyardığını anlatan Alkan, Dursun Çiçek’in İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildikten sonra iki kez üst üste sabahlara kadar belge kırpıldığını da söyledi.
Haber yayınlanınca ‘sil’ emri geldi
İddianamede şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulan Tüm. Mustafa Bakıcı, Genelkurmay İç Güvenlik Daire Başkanlığı yaparken, kendisinden Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na vekalet edilmesinin de istendiğini söyledi. Bakıcı, “Söz konusu belgenin Taraf Gazetesi’nde yayımlanmasından sonra 31 adet bilgisayarın ‘güvenli sil’ işlemine tabi tutulması emredildi” dedi. Bilgi Destek Dairesi İnternet Bilgi Değerlendirme Subayı Yüzbaşı Murat Uslukılıç da 19 Haziran’da başlayan belge imha ve hard disk silme işlemlerinin 22 Haziran’a kadar sürdüğünü söyledi. MEBS Başkanlığı Bilgi Sistem Daire Sistem İşletme Müdürü Mu.Kd.Albay Şükrü Kısadere, bilgisayarlarda yapılan “güvenli sil” işlemlerine Genelkurmay 2.Başkanı Orgeneral Ergun Saygun’un makamında ve özel sekreterliğinde kullanılan 7 adet laptopun da tabi tutulduğunu söyledi.
Star