İki nükleer dev karşı karşıya geldi! Dünya ayakta, Türkiye'ye görev

Hindistan dün aldığı kararla, kontrolü altındaki "Cammu Keşmir"in özel statüsünü kaldırdı. Yüzde 90 oranında Müslümanların yaşadığı bölgede tansiyon artması, iki nükleer güç Pakistan ile Hindistan arasında korkunç sonuçlar doğurabilir. Haber7 olarak Hindistan'ın kararını ve olası sonuçlarını uzman isimlerle değerlendirdik.

İki nükleer dev karşı karşıya geldi! Dünya ayakta, Türkiye'ye görev

Hindistan dün aldığı kararla, kontrolü altındaki "Cammu Keşmir"in özel statüsünü kaldırdı. Yüzde 90 oranında Müslümanların yaşadığı bölgede tansiyon artması, iki nükleer güç Pakistan ile Hindistan arasında korkunç sonuçlar doğurabilir. Haber7 olarak Hindistan'ın kararını ve olası sonuçlarını uzman isimlerle değerlendirdik.

İki nükleer dev karşı karşıya geldi! Dünya ayakta, Türkiye'ye görev
Editor: Fark Haber
07 Ağustos 2019 - 00:26

Hindistan, yarım asırdan uzun süredir Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan anayasa maddesini iptal ederek, bölgenin özel statülü yapısını ortadan kaldırdı. Yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde olan Keşmir'in yüzde 20'sine ise Çin hakim durumda. Hindistan, ele geçirdiği bölgeleri "Cammu Keşmir" eyaleti adında kendine bağladı. Cammu Keşmir, Hindistan'da Müslüman nüfusun çoğunlukta bulunduğu tek eyalet durumunda.

Hindistan'ın aldığı tek taraflı kararı Türkiye gazetesi yazarı İsmail KapanRusya Devlet Başkanlığı Akademisi Resmi Temsilcisi Talat Enver Çetin ve araştırmacı Mehmet Öztürk ile konuştu.

İSMAİL KAPAN: TÜRKİYE, ÇİN, RUSYA VE ABD'NİN KONUMU BELİRLEYİCİ

Keşmir meselesi zaten 70 küsur seneden beri, 19647’den beri bölgede gerginlik sebebi. Bugüne kadar defalarca Hindistan ve Pakistan arasında sınır çatışmaları yaşandı. İki ülke 5 defa savaştı, bunun en az ikisi Keşmir yüzünden oldu dolayısıyla çok büyük bir mesele. Yani, Filistin meselesi nasıl Arap İsrail ihtilafında ne ise Keşmir meselesi de Pakistan ve Hindistan arasında öyle bir konumda. Burada Hindistan tabi yayılmacı istilacı olarak, oranın bir başat gücü olarak zorla bölgeyi ilhak etmeye çalışıyor. BMGK kararına göre orada referandum yapılması lazım. Ama Hindistan bu oylamayı yaptırmıyor. Keşmir Hindistan’da özel statüye de sahip olsa Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu tek eyalet. Nüfusun çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen 1947’deki statü tayini sırasında oranın başındaki prens veya mihracenin Hindu olması ve Hint tarafından kontrol altında tutulması sebebiyle, metafori bir şekilde Hindistan’a bırakıldı. Halkın kendi iradesiyle yaptığı bir tercih yok. Ama maalesef o gün bugündür bu düzeltilemedi. Esas problem nüfusun büyük ekseriyetinin Müslüman olduğu Cammu Keşmir, yani Hindistan kontrolündeki bölgede sürüyor. Hindistan’ın bu yayılmacı, işgalci yeni hamlesi bölgede çok büyük bir tehlikeye kapı açabilir.

Bu meselede Türkiye her zaman Pakistan’ın yanında olmuştur. Bütün savaşlar sırasında da Türkiye açık bir şekilde Pakistan’ı desteklemiş, bölgeye askeri yardım göndermiştir. Yine aynı tutumda devam edeceği konusunda bir şüphe yok. Rusya mesela Hindistan’ı destekliyor, Çin ise Pakistan’a daha yakın. Tabi ABD’nin tutumu da belirleyici olacak, o da Hindistan’a daha yakın duruyor. Bu meselede henüz net bir şey yok. BM’nin kendinden bekleneni yapması lazım. Net bir tavır koyup Hindistan’ı plebisite (bir bölgenin istediği ülkeye kendi rızasıyla katılmasını sağlayan oylama) zorlaması lazım. Halk hangi tarafı istiyorsa o bölge ile birleştirilmelidir. Tabi Keşmir altın, zümrüt, yakut bakımından da zengin bir yer. O sebeple Hindistan bölgeden vazgeçmek istemiyor. Hindistan’ın bu meseleyi alevlendirmesi dünya ve bölge barışı için çok mühim bir tehdit oluşturuyor. Dileyelim ki bu daha da büyümesin.

TALAT ENVER: TÜRKİYE TEDBİR ALIP ENGELLEMELİDİR

Hindistan’ın yakın tarihinde İngiliz sömürgesi olduğu için Türkler ile hep uzak durdular. Dünyadaki tüm Müslümanların ve Türkçe konuşan ulusların sahibi Türklerdir. Biz Türk’üz diye söylemiyoruz, tüm dünya bunu biliyor. Bugün Doğu Türkistan’daki olaylarla ilgili Çin Türkiye ile konuşuyor. Endonezya’da bununla mücadele eden yine Türkler. Eğer bir oldu bittiye getirme çabası varsa –ki olabilir- her an bölgedeki kaynakların arttığı göz önündedir. Durup dururken bir ülkenin statüsü değiştirilmez ya da nüfusu sağdan sola kaydırılmaz, bunun bir sebebi var. Bunun bir dram olmasını engellemek için Türkiye kesinlikle gündeme almalıdır. Olaylar meydana çıkmadan Türkiye tedbirini alıp engellemelidir. Bu konuda sadece Türkiye’nin girişimi yeterli değildir ama Türkiye’nin içine girdiği her durumda Rusya’da müttefiklik anlayışı ile destekleyecektir. Rusya’da da %25’lik Müslüman nüfusuyla bir İslam ülkesidir. İslam İş birliği Teşkilatı’na üyedir. Rusya’nın içindeki Müslümanlar da dünyadaki bu dramlara tepki göstereceklerdir. Bu sebeple meseleler kritik noktalara sürüklenmeden Rusya ve Türkiye tarafından gündeme alınmalı ve konuşulmalı, karara bağlanmalıdır. Doğu’nun iki aslan ve sahip ülkesi olarak olaya engel olmalıdır.

MEHMET ÖZTÜRK: HİNDİSTAN BURANIN DEMOGRAFİK YAPISINI DEĞİŞTİRİP, BM GİDEBİLİR! BÖYLELİKLE MÜSLÜMAN BÖLGEYİ KENDİ TOPRAKLARINA KATMIŞ OLACAK

Öncelikle ne anlama geliyor meselesi üzerinde durmak lazım. Şimdi yanlış anlaşılan bir şey var. Keşmir şu an 3’e bölünmüş durumda. %37’si Pakistan kontrolü altında, %43’ü Hindistan kontrolü altında ve %20’si de Çin kontrolü altında. Bu aslında İngilizlerin bölgeden çekilirken buraya bıraktıkları kötü bir miras. Çünkü İngiltere Hindistan’dan ayrılırken bölge iki ülke arasında paylaştırıldı. İki millet teorisi ortaya atıldı: Müslümanlar ile Hindular ayrı milletlerdir diye. Hinduların çoğunlukta olduğu yerler Hindistan’a, Müslümanların çoğunlukta olduğu yerler Pakistan’a verildi.  Pakistan o zaman iki parçaydı, biri Doğu Pakistan (Bangladeş) ve Batı Pakistan. Diğer yerler ise Hindulara verildi. Ama iki ayrı statü vardı, 500’den fazla prenslik vardı. Bunların bir kısmının halkı Müslüman yöneticileri gayrimüslim, bir kısmi ise halkı gayrimüslim yöneticileri Müslüman idi. Bunların gelecekleri için belirlenen prensip plebisit yapılması idi. Hinduların çoğunlukta olduğu ama Müslüamanların idaresini yürüttüğü Gunagar, Haydarabad gibi bölgeler Hindistan tarafından halkının çoğunun Hindu olması vesilesiyle Hindistan’a bağlandı.  Keşmir’in ise halkı Müslüman yöneticisi gayrimüslim idi. Burada bir halk oylaması yapılıp halkın kararını vermesi gerekiyordu ama bu olmadı. Yani İngilizlerin de bunda parmağı olduğunu düşünmek gerekiyor. Pakistan tarafındaki kabileler bu bölgelerde silahlı mücadeleye başladılar ve belli bir kısmı ele geçirdiler. O ele geçirilen kısma bugün Azad Keşmir diyoruz. Daha sonradan bizdeki Kıbrıs örneğinde olduğu gibi, bir devlet kuruldu ancak bu devleti kimse tanımıyor. Kabilelerin belli bir kısmı ele geçirmelerinin ardından Hindistan BM’ye başvurdu ve ateşkes sağlanmasını istedi. BM müdahale etti, BMGK kararı ile ateşkes sağlandı. BMGK kararları uyarınca halk oylaması yapılacak ve halk kendi kaderini tayin edecekti. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü Hindistan bir oyalama taktiği ile bölgedeki Müslüman siyasetçilerle de anlaşarak burada bir eyalet parlamentosu oluşturdu. Bu parlamento bazı şartlar altında, Hindistan’ın kontrolü altındaki Keşmir’i Hindistan’a bağladı.  Bugün sözünü ettiğimiz konu, Hindistan anayasasının 370. Maddesi oradaki Keşmir’in kimliğini ve yapısını korumak amaçlı anayasaya eklenmiş bir maddeydi.  Bu madde Hindistan’dan gelenlerin Keşmir’e yerleşmesini, gayrimenkul edinmesini engelliyordu. Bu yasa oradaki halkı Hindistan’ın yoğun nüfusundan ve demografinin bozulmasından koruyordu. Yani şu an itibariyle bu bölgenin nüfusu yaklaşık 12,5 milyon civarında, Hindistan’ın nüfusu ise 1 miyar 200 milyon civarında. Dolayısıyla demografinin korunmaması durumunda Müslümanlar lehine olan denge her zaman bozulabilir. Burada 3 bölge var, Cammu Keşmir ve Ladas bölgesi. Keşmir’de Müslümanların %70’e yakın çoğunlukları var. Cammu bölgesinde %35-40'a yakın bir çoğunluk var. Lada bölgesi ise ‘beyaz çöl’ olarak adlandırılıyor, karlarla kaplı olmasından dolayı çok az bir nüfusu var, 250 bine yakın. Şimdi bu özel kanunun lağvedilmesiyle bir aşka sorun ortaya çıktı. Bölgeyi ikiye böldüler. Bir tanesi Cammu Keşmir, parlamentosu olacak ama merkeze bağlı olacak. Ladas dediğimiz bölge ise Cammu Keşmir’den ayrıldı. Doğrudan Hindistan hakimiyetine geçti. Bu özel hüküm zaten zaman kazanabilmek amacıyla Hindistan tarafından konulmuştu. Bölgenin bu otonom statüsünü ortadan kaldırarak Hindistan’daki diğer eyaletler gibi bir eyalet haline dönüşecek. Buradaki amaç şu olabilir. Burası zaten anlaşmazlık yaşanan bir bölge. Buranın demografisi değiştirildikten sonra Hindistan BM’ye gidebilir. Çünkü şu an meselenin uluslararası platforma taşınmasını istemiyorlar. Hindistan biz Pakistan ile ikili olarak çözeceğiz diyor. Fakat ileride demografi değişirse Hindistan BM’ye gidebilir ve bölgede plebisit isteyebilir. Ama bu adımın atılması ve Hindistan’ın koymuş olduğu bir madde bile olsa oradaki Keşmirlilerin, zaten orada sürekli bir protesto ve çatışma mevcut, bir araya gelmesine ve Hint güvenlik güçleri ile çatışmasına sebep olacaktır. Bu bölgeler üzerinde hak iddiasında olan Pakistan ve Hindistan’da gerilecektir. Bir sınır var ve o bölgede iki tarafın da askerleri var, zaten on yıllardır bu bölgede günlük çatışmalar sürüyor. Bu gelişme ile birlikte gitgide bu gerilim artacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Imran Khan telefon görüşmesi yaptı. Türkiye’nin bu konudaki tavrı nasıl olur?

Türkiye kendi içine kapanık ve Batı’ya yönelik bir politika izlerken tüm ağırlık Pakistan tarafına verilmişti. Ama daha sonraki dönemde özellikle ticaret ile yolunu açıp Hindistan ile de ilişkilerini geliştirdi. Dün aslında bir tevafuk, Dışişleri Bakanı da Yeni Asya politikasından bahsetti. Muhtemelen o politika içerisinde Pakistan ile beraber Hindistan’ın da önemli bir yeri olacaktır. Türkiye bu yüzden dengeli bir politika izlemek isteyecektir. Her ne kadar Pakistan ile tarihi ilişkilerimiz güçlü olsa da Hindistan ile de gelişen ekonomik ilişkilerimiz var. Arabuluculuk konusunda yapılacak bir şey yok. Belki arka kapı diplomasisinde Türkiye bir şeyler yapabilir. Hindistan Keşmir’i anayasal olarak kendisine bağlayıp, anayasal bölünmez parçası ilan ettikten sonra meseleyi ikili çözmek istiyor. Bu yönde gerek Türkiye gerekse diğer tarafların arabulucu olmaları biraz zayıf görünüyor. Yine de uluslararası toplulukların baskılarını arttırıp bölgedeki gerginliği azaltmaları gerekir. Çünkü oldukça tehlikeli bir bölge. Uzmanlar tarafından bölge nükleer alevlenme bölgesi olarak adlandırılıyor. Bu sebeple tarafların yatıştırılması gerekir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum